Salı, Ekim 07, 2008

Çocuk

Ben kendimi geçtim çoktan. Al çarp duvara. Paramparça et. Yar baştan başa. Tart tart ve sat. Def et. Ben kendimi geçtim çoktan. Nice çocuklarda kaldı aklım. Çocuğum olsun istedim. Çocukken çocuk taşımak istedim. Özel olan onlardı. Özel olan onlar. Elim gitti. Yitenlere ağladım. Haberi yok kimsenin. Ben çocuk olmak istedim. Çocuğa dokunmak istedim. Parmaklarım ince telli saçları arasında gezinsin istedim. Teselli olur, ders olur istedim. Yaşadığım kadarında çocukluğu bozulanlara ağladım. Görmediniz siz. Bilmediniz. Kalem tutmayı yeni öğrenmiş tüplü televizyon önünde çatık harfler çizerken çocuklara ağladım ben. Öldüklerini öğrendim. Dört duvar üstüme geldi. Vurulduklarını öğrendim. Vuruldular. Darmadağın. Delik deşik. Sonra gülmemeyi öğrendim. Ağzıma vurdum. Ayna önünde. Henüz çocukken. Etiketim çocuk gibiyken. Hüzünlerini tattım onların. Ağır ağır beni dibe vurdular. Onun bunun çocukları. Oyun çocukları. Hala paramparçayım. Hala yarım. Hala ben bir nefes alırken bir yerlerde var onlar. Aktütün'de var. Köprüaltındalar. Kırmızı kazak içindeler. Kaz kümesindeler. Çukurdalar. Çukurova'dalar. Gökkuşağından bihaber. Kemer kayış altında uyuyanlar. Ağlıyorlar. Ölmekten beterler. Attığım bir sürü şeye muhtaçlar. Bilmiyorlar. İmrenemiyorlar bile. Ben kendimi geçtim çoktan. El kadar çocuklarda kaldı aklım. Ellerimi kesin. Saçlarını tarayamayım. Gözlerimi oyun göremeyim. Çocukken çocuk istedim. Binlercesinin hüznü altında ezildim. Bundan gayrı kafamın patlarcasına ağrıması. Bundan bunalık takılmam. Gülememem bundan. İlişkileri bitirişim. Başlayamayışım. Etrafımdaki renklerden nefreder oldum. Kablolardan. Tablolardan. Haplardan. Her bir şeyden. Senden bile. Yeri geldi senden de nefret ettim. Kendimden? Gebermeliydi çoktan. Çocukların gözü önünde. Çocukların eli yakasında. Tanımadılar belki beni. Tanımayanlar. Çocuklar. Ah çocuklar. Korkamayanlar var diyorum. Korkamayanlar bile. Hayaletimi görseler korkamayan çocuklar. Yiten çocuklar. Çocuk istiyorum. Geberesice Dünya. Parmaklarımı ısırsam hırsım dinmez. Bu isteğim hiç dinmez. Çocuk işte...

4 yorum:

pantha rei dedi ki...

ucaklarda mesela, kalkmadan yolculara bilgi verilirken hani, denir ya, once kendi oksijen maskenizi takin sonra cocugunuzunkini. cunku siz "bilen"sinizdir o ise, henuz "bilmeyen", "muhtac" olan... ona yardim edebilmek, ihtiyac duydugunda yaninda olabilmek icin once kendinize iyi bakmaniz gerekir. guclu olmaniz, gogus germeniz... onun icin ve tam da ondan guc alarak aslinda. onun icin, yilginliga pabuc birakmamali iste. dogum gununde yazdigim mektupta da vardi hani, kendine ozen gostermek, bunu becerebilmek... kollayabilmek icin saglam durabilmek gerekiyor, ve bazen maalesef... bazen guclu filan olmak mumkun olmuyor evet, herseyi soyle bir salivermek mesela, ne guzel olurdu bazen... yazi iyi iste boyle saliverme zamanlarinda, yazilarini okumak da...
acimakla merhamet arasinda ve victim ideology'yle concern arasinda "ince kirmizi bir cizgi" var iste... biliyorsun,,,
bir de, kendine zaman zaman hatirlatmayi unutma, genelde, dusunduklerimizden daha cok sey yapabiliriz. yol bulmak gerek sadece. evet, durum bu, ne yapiyorum demek... ursula le guin'in "mulksuzler"de ettigi bir laf var, "devrim yapamazsiniz, devrim olabilirsiniz ancak"
bilmedigin, olmadigin, yapmadigin, dusunmedigin, hissetmedigin hic bisi demedim, saniyelik minik bir bakis gibi dusunebiliriz, yazi bakisi...
saglam durasin e mi? dagilip dagilip saglam... olur mu?

pantha rei dedi ki...

mesela:
http://www.ninemillion.org/
http://www.unv.org/en.html

UN de bi g8 parcasi gibi ama bazen individual seylere bakmak lasim gibi... nepliiim...

NMA dedi ki...

Ya da...

http://www.shcek.gov.tr/

pantha rei dedi ki...

evet evet, tabi

annemin eski isyeri, emekli oldugu yer... oncesinde de, cocuk islahevi...

haklisin...

du bi telefon ediyim, haber edicem sana