Pazar, Temmuz 29, 2007

ÇIKAR

Giren ÇIKAR
Derini ÇIKAR
Yediğini ÇIKAR
Menfaat bağlamında ÇIKAR

Alüvyonlu topraklara değsin diye bedenim
Dolunay altında uyur gibi yapıyorum
Dişlerimi bir bir söküp kovuklarından
Yastığımın altında saklıyorum
Belki bir gün gelir
Belki bir gün ÇIKAR

Bıkan ÇIKAR
Gözünü ÇIKAR
Yuttuğunu ÇIKAR
Kullanma bağlamında ÇIKAR

Aperatif ögelere karışsın diye bedenim
Vantilatör önünde serinler gibi yapıyorum
Dermelerimi ve çatmalarımı bulundukları yerden
Acımadan koparıyorum
Belki bir gün gelir
Belki bir gün ÇIKAR

"Sessizliğim bedenimin verdiği bir tepki değil
Ruhumun gürültülü bir çığlığı olsa gerek..."

Çarşamba, Temmuz 25, 2007

Davet

"Cesur olmalıyız...
Hayat cesurları seviyor"

Üzüldün sen de ezelden beri benimle
Ezildi yürek, taştı ya, unufak oldu hani
Sırtında nemrut yükler dolmuş yine
Yüzünde bıkmış bir ifade
Dünya nasıl olmalı?
Kaç kat olmalı sevgiler, hüzünler?
Dünya bu... Kendi burnunun dikine dönüyor
Bana ne söylemek düşer?

"Bir tutam geçmiş için
Neler vermezdim ki"

Uzaklarda bir diyara gidelim gel
Henüz gökyüzünden güneş görünüyorken
Altımızdakileri umursamadan
İnandırıldıklarımıza saysınlar

"Kahretsin...
Yine kalbimiz atıyor..."

Hiç ummadığın bir anda kanattılar seni de
Sırtından, göğsünden, gözünden
İşte o an farkettim ben de
Kahramanların aciz, güzellerin acuze olduklarını
Dünya nasıl olmalı?
Kaç kişi içmeli bir gözün yaşını?
Dünya bu... Umursamadan dönüyor
Bana ne söylemek düşer?

"Usum tamamen bulanana dek..."

Yazların geçmesini sabırla bekleyelim gel
Henüz rüzgar yanaklarını taciz etmemişken
Karşımızdakileri umursamadan
Dolandırıldıklarımıza saysınlar

"Ah gece yine ıssız
Yine kapkara
Ne güzel..."

Pazar, Temmuz 22, 2007

Süzme


Bildiğin yaptığına eşit değilse
Uyandığın günü karartmaya layık değilsin
Sildiğin yazdığıne eşit değilse
Bıktığın rüzgarı kesmeye layık değilsin

Mecburen böyle avutulmuşsun
Yapman gerekeni yaptığında
Mutlu olur olmuşsun
(Oysa ki)
Hala fark edilmeyi bekleyen
Bir çocuksun

Çözdüğün gizlediğine eşit değilse
Gözlerimin içine bakmaya layık değilsin
Girdiğin çıktığına eşit değilse
Benimle solumaya layık değilsin

Mecburen böyle pohpohlanmışsın
Kırık bir dev aynasına baktığında
Dev olur olmuşsun
(Oysa ki)
Hala parmak kaldıran
Bir çocuksun

Pazar, Temmuz 15, 2007

Tuhaf Ve Gıdıklayıcı Sözler

Ne kadar çabalarsan çabala
Arılar kanındaki şekere,
Köpekler çürümeye yüz tutmuş etlerine
Talip olacaklar.

Bu bağlılığı ve alakayı, ağlasan da
Çıldırsan da bertaraf edemeyeceksin...



Onüçüncü Cuma'dan arta kalan
Uğursuz, habis ve cesur olmayan
Bir inanç kadar belirsiz
Kimliksiz ve kalitesiz olacaksın.

Gün olacak tüm dudaklardan süzülecek,
gün olacak uslara kazınacaksın...


Bir aşk şarkısının sözleri olamayacak kadar
Tuhaf ve gıdıklayıcı bu sözler.
Bir doğum günü, bir anma ya da
Kayıplara meyilli bir zafer.

Aynı senin gibi,
Unufak olmaya mahkum bir ayna gibi...


Kocaman bir S vereyim dilersen sana
İster S.O.S. yolla
İster sorgula
İstersen soldur git...

Bu masallar ile uyuyacak çocuk kalmadı artık
Belki de uyur gibi yaparsan iyi edersin...

Pazar, Temmuz 08, 2007

Sahnemde Çiçekler, Hayvanlar, Çocuklar...


Kötülük çiçeklerini kopardığımı anladım
Dalından, henüz güneşe doğru yutkunamamışlarken
Vakit henüz çok erken
ya da çok geç iken
Yine de suçlu hissetmedim kendimi
Bir nebze bile
Bir an olsun

Tufana tutulan onca hayvandan özür diledim
İnandırıldıkları ve anlatıldıkları için
İnsan olarak
İnsan olduğum için
Yine de batıl hissetmedim kendimi

Çocukların kahramanlarını ve masallarını sildim
Kıskandığım ve özlediğim için
Yetiştiğim için
Düşünebildiğim ve sınırlandığım için
Yine de zavallı hissetmedim kendimi

Ses tellerimi, hayalimde, elimle tutmuştum
Dışarıya doğru
Kendi panayırımda
Tıngırdatıyordum
Gıy gıy da gıy gıy
Gıy gıy da gıy gıy
Kör bir bıçak eşliğinde
Sahnemde çiçekler
Hayvanlar
Çocuklar
İzleyicim çoktu
Çünkü onlar
Daha önce
Enstrüman olarak tellerini tıngırdatanları görmemişleri
Yine de yeterince ilginç hissetmedim kendimi
Bir nebze bile
Bir an olsun

Pazar, Temmuz 01, 2007

Düşünme Ve Oral Vaziyetler

Vicdanımı boğma tekniklerini ç00000k erkenlerde öğrendim. Ağzımın en uç noktalarını yukarılarda görmeyeli o kadaaaaar uzun zaman oldu ki... Ağzımdan içeri girmeye tenezzül eden bir yılana dahi tepki veremem çünkü ç00000k yalan söyledim, ağzıma çooook biberler sürüldü, bazen kendim de sürdüm... Ç00000k karmaşık düşündüm, rasyonel ama karmaşık. Dil bu işte, ne kemiği var, ne stabil bir algısı. Altına da baktım hatta. Şöyle yazıyor benimkinde... "İnsanlar salak oldukları sürece salak şeylere layık edileceklerdir"... Kötü bir yaklaşım mı peki? Hayır. Asla. Başarısız mı? Asla. Aksini söylemem olursuz olurdu zaten. Neticede organ bana ait. Öğrenme, düşünme, yalan ve dil arasında nasıl bir bağlantı kurdum? Sahiplenme ile başlayan, felsefesi olan bir tünel gibi düşünün gitsin, bitsin. Ç00000k karmaşık düşünemiyorsanız, zorlamayın, bırakın, bazı meziyetler salt bana ait olsun.